Kural olarak evet. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesi ve ilgili malvarlığı açıkça düzenlenmemişse, ayrıca bu haktan açık ve kesin biçimde feragat edilmemişse, boşanmadan sonra mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı talep edilebilir.

Genel kural

Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Türk Medeni Kanunu m. 202 hükmü şöyledir:

Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.

Boşanma kararı verilmesi halinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Türk Medeni Kanunu m. 225 uyarınca:

Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.

Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda, şartları oluşmuşsa eşlerden biri diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olabilir. Türk Medeni Kanunu m. 236 bu hakkı şöyle düzenler:

Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.

Protokolün içeriği belirleyicidir

Protokolde yalnızca nafaka, maddi veya manevi tazminat, ziynet ya da ev eşyaları düzenlenmişse ve bu düzenlemelerin mal rejiminin tasfiyesini de kapsadığı açıkça belirtilmemişse, bu durum tek başına katılma alacağı hakkını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1441, K. 2024/1103, T. 22.02.2024 kararında, protokol ve duruşma beyanlarının kapsamının somut ifadeler üzerinden belirlenmesi gerektiği yönündeki yaklaşımı benimsemiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/12747, K. 2015/1086, T. 20.01.2015 kararında şu ifadeye yer verilmiştir:

Görüldüğü üzere, mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanma kapsamında değildir. Başka bir anlatımla boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme, mal rejiminin tasfiyesine yönelik istemleri içermez. Ancak, bu durum tarafların boşanma davasının görüldüğü sırada aralarındaki mal rejiminin tasfiyesini amaçlayan protokol ve sözleşme yapmalarına engel değildir.

İstisna

Protokolde mal rejiminin tasfiyesi açıkça düzenlenmiş, belirli mallar bakımından paylaşım yapılmış veya tarafların birbirlerinden malvarlığına ilişkin herhangi bir hak ve alacak talep etmeyecekleri kesin biçimde kararlaştırılmışsa, sonradan aynı konuda talepte bulunulamayabilir. Protokolün mahkeme kararına nasıl yansıdığı, mal rejimine ilişkin anlaşmanın hukuki niteliği ve feragat veya tasfiye iradesinin tereddüde yer vermeyecek açıklıkta bulunması önem taşır.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma kararı, her durumda mal paylaşımının yapıldığı anlamına gelmez. Boşanma protokolü, duruşma tutanağı ve boşanma kararı birlikte incelenerek mal rejiminin tasfiye edilip edilmediği belirlenir. Açık bir tasfiye veya kesin feragat bulunmuyorsa, uygulanacak süreler ve diğer şartlar gözetilerek boşanmadan sonra katılma alacağı talep edilmesi mümkündür.