Borç ilişkisinin belgelenmesi

Büyük miktarda borç verildiği halde ödeme yapılmıyorsa, öncelikle borç ilişkisinin ve para transferinin ispatını sağlayan belgeler korunmalıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 386 uyarınca tüketim ödüncü, ödünç verilen para veya tüketilebilir şeyin aynı nitelik ve miktarda geri verilmesini konu alan sözleşmedir.

Yazılı deliller ve havale açıklaması

Banka dekontları, havale açıklamaları, yazışmalar, elektronik mesajlar, imzalı belgeler ve varsa tanık bilgileri saklanmalıdır. Yüksek miktarlı hukuki işlemlerde senetle ispat kuralı uygulanır; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200 bu konuda yazılı delilin önemini düzenlemektedir. Bu nedenle para gönderilirken açıklama kısmına “borç”, “ödünç” veya “geri ödeme tarihi” gibi ifadelerin yazılması, ileride yapılacak hukuki değerlendirmede önem taşıyabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5491, K. 2024/3316, T. 24.10.2024 kararında şu ifadeleri kullanmıştır:

Öte yandan; 6098 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen "havale" bir ödeme vasıtasıdır. Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Bu nedenle dekont açıklaması, tek başına her olayda kesin sonuç doğurmasa da ödünç iddiasını destekleyen önemli bir delil olabilir.

Ödeme tarihi, temerrüt ve ihtar

Borç ödeme tarihi belirlenmişse bu tarihin geçmesiyle borçlu temerrüde düşebilir. Ödeme tarihi belirlenmemişse, borçluya ispatlanabilir bir yöntemle ihtar gönderilmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu m. 117 hükmü şöyledir:

Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

İhtarname noter aracılığıyla veya tebliğ edildiği ispatlanabilecek başka bir yöntemle gönderilmelidir.

İlamsız icra takibi ve itirazın iptali

İhtara rağmen ödeme yapılmazsa, alacaklı ilamsız icra takibi başlatabilir. Borçlunun takibe itiraz etmesi halinde, eldeki belgelere ve uyuşmazlığın niteliğine göre itirazın iptali davası açılması gündeme gelebilir. Bu aşamada borcun muaccel olup olmadığı, ödünç ilişkisinin kurulup kurulmadığı ve mevcut belgelerin ispat gücü birlikte değerlendirilmelidir.

Zamanaşımı süresinin takibi

Alacaklı, zamanaşımı süresini de takip etmelidir. Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca:

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Ancak zamanaşımının başlangıcı ve uygulanacak süre, somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden yalnızca genel süreye güvenilmemelidir.

Sonuç

Sonuç olarak, ödeme belgeleri ve yazışmalar korunmalı, borçluya usulüne uygun ihtar gönderilmeli ve ödeme yapılmazsa icra veya dava yolları gecikmeden değerlendirilmelidir. Belgelerle birlikte bir avukata başvurulması, doğru hukuki yolun ve ispat stratejisinin belirlenmesini sağlar.