Haksız hacizde tazminatın hukuki temeli

Haksız haciz nedeniyle tazminat talep edilip edilemeyeceği, haczin hangi takip türünde uygulandığına ve alacaklının haksızlıkla birlikte kötü niyetli davranıp davranmadığına göre belirlenir.

Adi icra takibinde kötü niyet tazminatı

Adi icra takibinde borçlu olmadığını ileri süren kişi, menfi tespit davası açabilir. Davanın borçlu lehine sonuçlanması ve borçluyu dava açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde, talep üzerine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. İcra ve İflas Kanunu m. 72 uyarınca bu tazminat, haksız takip konusu alacağın %20’sinden az olamaz.

İcra ve İflas Kanunu m. 72 hükmünde şu düzenlemeye yer verilmiştir:

Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Haksızlık, alacaklının hiç alacağı bulunmadığı veya talep edilen miktarda alacağı olmadığı halde takip başlatmasıyla; kötü niyet ise alacaklının bu haksızlığı bilmesine rağmen takip işlemlerini sürdürmesiyle ortaya çıkabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, icra takibinin yalnızca başlatıldığı tarihe göre değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/1095, K. 2022/1768, T. 20.12.2022 kararında şu ifadeye yer verilmiştir:

İcra takibi bir bütündür, takip sadece takip talebi ve takip talep tarihi itibariyle değerlendirilemez.

Bu nedenle başlangıçta haklı olarak başlatılan bir takipte borcun sonradan ödenmesine, ibra edilmesine veya sona ermesine rağmen haciz talep edilmesi ve takibe devam edilmesi de kötü niyet tazminatına dayanak oluşturabilir.

Maddi ve manevi zararlar

Haksız haciz nedeniyle doğrudan gerçekleşen maddi zararlar ayrıca talep edilebilir. Araç veya eşyanın muhafaza altına alınması nedeniyle yapılan ulaşım ve kiralama giderleri, haciz ve muhafaza masrafları gibi somut zararların belgeyle ortaya konulması gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/2832, K. 2017/7900, T. 04.12.2017 kararında şu tespitte bulunmuştur:

Haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur.

Manevi tazminat ise her haksız haciz işleminde kendiliğinden doğmaz. Haciz işleminin kişilik haklarına saldırı oluşturması ve alacaklının kötü niyetli ya da ağır kusurlu olması gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/2832, K. 2017/7900, T. 04.12.2017 kararı bu ayrımı açıkça ortaya koymaktadır.

İhtiyati hacizde sorumluluk

İhtiyati hacizde özel bir sorumluluk düzeni vardır. İcra ve İflas Kanunu m. 259 uyarınca, ihtiyati haciz talep eden alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü kişinin bu nedenle uğradığı bütün zararlardan sorumludur. Hüküm şöyledir:

İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.

Sonuç

Haksız haciz nedeniyle tazminat talep edilebilir; ancak talebin, adi takipte menfi tespit davasıyla bağlantılı kötü niyet tazminatı, ihtiyati hacizde özel sorumluluk veya genel maddi ve manevi zarar iddiası kapsamında doğru hukuki temele bağlanması gerekir. Zarar kalemleri haciz tutanakları, ödeme belgeleri, kira ve ulaşım kayıtları ile diğer somut delillerle ispatlanmalıdır.