Diş tedavisinde ayıplı hizmet

Diş tedavisinin sözleşmede kararlaştırılan veya objektif olarak beklenen özellikleri taşımaması, tedavinin değerini ya da hastanın beklediği faydayı azaltması halinde ayıplı hizmet söz konusu olabilir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 13 ayıplı hizmeti,

Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.

şeklinde tanımlar. Bununla birlikte, her olumsuz tedavi sonucu kendiliğinden hata anlamına gelmez. Somut olayda hekimin kusuru, tedavi ile zarar arasındaki illiyet bağı ve ortaya çıkan sonucun tıbbi açıdan öngörülebilir olup olmadığı birlikte değerlendirilir.

Hastanın seçimlik hakları

Ayıplı hizmet halinde hasta; tedavinin yeniden yapılmasını, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarılmasını, bedelden ayıp oranında indirim yapılmasını veya sözleşmeden dönmeyi seçebilir. 6502 sayılı Kanun m. 15 uyarınca sağlayıcı, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getirmekle yükümlüdür. Bu hakların kullanılması nedeniyle doğan masraflar da sağlayıcıya aittir. Hasta, seçimlik haklarından biriyle birlikte uğradığı zararların tazminini de isteyebilir.

Maddi ve manevi tazminat

Hatalı tedavi nedeniyle yapılan tedavi giderleri, yeniden tedavi masrafları, gerekli tıbbi müdahale ve buna bağlı diğer ekonomik kayıplar maddi tazminat kapsamında gündeme gelebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 49 ve m. 54 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı fiille verilen zarar ile bedensel zarardan doğan tedavi giderleri ve diğer kayıplar talep edilebilir. Tedavinin yol açtığı ağrı, yaşam kalitesindeki düşüş, estetik kayıp veya psikolojik etkiler ise olayın özelliklerine göre manevi tazminat talebinin konusunu oluşturabilir.

Kayıtlara erişim ve şikayet hakkı

Hasta, tedavi dosyasını ve sağlık kayıtlarını inceleyebilir ve bunların bir suretini alabilir. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16 hükmü şöyledir:

Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir ve bir suretini alabilir.

Hasta ayrıca tıbbi durumu hakkında ikinci bir görüş isteyebilir. Hasta haklarının ihlal edildiğini düşünüyorsa sağlık kuruluşunun hasta hakları birimine başvurabilir; Hasta Hakları Yönetmeliği m. 42 uyarınca müracaat, şikayet ve dava haklarını kullanabilir.

Hangi deliller toplanmalıdır?

  • Ödeme belgeleri, faturalar ve tedavi planı,
  • Aydınlatılmış onam formları ve tedavi dosyası,
  • Röntgen, tomografi ve tedavi öncesi-sonrası fotoğraflar,
  • Klinik ile yapılan mesajlaşmalar ve yazışmalar,
  • Yeni hekim veya sağlık kuruluşundan alınan muayene ve değerlendirme raporları,
  • Tedavi sürecine ve zarara ilişkin tanık anlatımları.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/41778, K. 2018/7411, T. 28.06.2018 kararında şu ifadeye yer vermiştir:

Bu noktada yukarıda açıklanan olgulara göre eldeki davada, davalı tarafça yapılan teşhis ve tedavinin tıbbın gereklerine uygun yapılıp yapılmadığı ile, olayda doktor hatası olup olmadığının tesbiti gerekmektedir.

Bu nedenle kusur değerlendirmesi, tedavinin niteliğine uygun uzmanlık bilgisine sahip ve itirazları karşılayan bir bilirkişi incelemesiyle yapılmalıdır.

Zamanaşımı ve başvuru zamanı

6502 sayılı Kanun m. 16 uyarınca ayıplı hizmetten doğan sorumluluk, daha uzun bir süre öngörülmemişse hizmetin ifasından itibaren kural olarak iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse bu zamanaşımı hükmü uygulanmaz. Somut olayın tıbbi açıdan uzman incelemesi gerektirebileceği unutulmamalı; tedavi kayıtları, görüntüler, ödeme belgeleri ve yeni hekim değerlendirmeleri gecikmeden toplanmalıdır.