Polisin telefonla araması ile usulüne uygun davetiye aynı hukuki sonucu doğurmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 145 uyarınca ifade veya sorgu için yapılacak çağrıda davetiye düzenlenmeli, çağrılma nedeni açıkça belirtilmeli ve gelinmemesi halinde zorla getirileceği bildirilmelidir. Bu nedenle yalnızca sıradan bir telefon görüşmesi, her durumda usulüne uygun davetiye yerine geçmez.

Usulüne uygun davetiyeye gidilmezse

Usulüne uygun davetiyeye rağmen mazeretsiz olarak gidilmemesi halinde zorla getirme kararı verilebilir. CMK m. 146 bu sonucu, Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir. şeklinde düzenlemektedir. Zorla getirme kararı, kişinin ifade veya sorgu işlemi için yetkili makam önüne götürülmesini sağlar.

Yakalama emri

Soruşturma aşamasında çağrı üzerine gelmeyen veya kendisine çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Bu husus CMK m. 98 kapsamında düzenlenmiştir. Yakalama emri, her çağrıya otomatik olarak bağlanan bir sonuç değildir; usulüne uygun çağrı, çağrıya uymama veya çağrı yapılamaması ve gerekli yargısal karar şartlarının oluşması gerekir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/5209, K. 2022/6770, T. 10.05.2022 kararında şu ilkeyi kabul etmiştir: Bu hükümlere göre, soruşturma evresinde Sulh Ceza Hakimi, usulüne uygun yapılan çağrı üzerine kasten gelmeyen veya tüm araştırmalara rağmen bulunduğu yerin bilinmemesi ya da hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak için saklanması gibi nedenlerle çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, yakalama müzekkeresi verebilecektir. Bu karar, usulüne uygun çağrı yapılmadan doğrudan yakalama emri düzenlenemeyeceğini göstermektedir.

İfade sırasında haklar

İfade vermeye giden kişinin müdafi seçme ve müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır. Ayrıca kendisine yöneltilen suç hakkında açıklama yapmama, yani susma hakkı bulunur. CMK m. 147 uyarınca bu hakların kişiye bildirilmesi ve ifade işleminin tutanağa bağlanması gerekir.

Sonuç

Çağrının telefon görüşmesi mi yoksa usulüne uygun davetiye mi olduğunu, çağrılma nedenini ve soruşturma bilgilerini teyit etmek gerekir. Geçerli bir mazeret varsa çağrıyı yapan makama derhal bildirilmelidir. İfade öncesinde bir avukattan hukuki destek alınması, hakların bilinçli biçimde kullanılmasını ve usule aykırı işlemlere zamanında itiraz edilmesini sağlar.