Kişisel mal ve aidiyet

Türk Medeni Kanunu m. 220, kişisel kullanıma yarayan eşyayı ve kişisel malların yerine geçen değerleri kişisel mal kapsamında düzenler. Bu nedenle niteliği gereği yalnızca bir eşin kişisel kullanımına özgü olan bazı takılar, somut olayın özelliklerine göre o eşin kişisel malı sayılabilir.

Türk Medeni Kanunu m. 222 uyarınca;

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

Güncel Yargıtay yaklaşımı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10276, K. 2026/5181, T. 06.05.2026 kararında, önceki “düğünde takılan tüm takıların kadına ait olduğu” yönündeki yaklaşımından ayrılarak şu ölçütleri benimsemiştir:

Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; "Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir"

Bu yaklaşıma göre erkeğe doğrudan takılan ve kadına özgü olmayan çeyrek altınlar erkeğe ait kabul edilebilir. Buna karşılık kadına özgü bilezik, kolye veya benzeri takılar, diğer koşullar da mevcutsa kadına ait sayılabilir. Takı sandığına veya torbasına konulan eşyalarda ise cinsiyete özgülük belirleyicidir; her iki cinse de özgü olduğu tespit edilen eşya ortak kabul edilir. Aynı ilkesel değişiklik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/10041, K. 2025/3216, T. 07.04.2025 tarihli kararında da ortaya konulmuştur.

İspat ve iade

Takıların varlığı, düğünde kime takıldığı, niteliği ve boşanma sırasında kimde bulunduğu somut delillerle ortaya konulmalıdır. Düğün videosu ve fotoğrafları, tanık anlatımları, takı listeleri, kuyumcu kayıtları ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi bu konuda önem taşır. Altınların bozdurulduğu, harcandığı veya diğer eşe verildiği ileri sürülüyorsa bu iddianın da ispatlanması gerekir.

Türk Medeni Kanunu m. 226 uyarınca her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alabilir. Bu nedenle aidiyeti ve diğer eşte kaldığı ispatlanan takılar aynen iade edilebilir; mümkün değilse somut olayın koşullarına göre bedelinin talep edilmesi gündeme gelebilir.

Takıların aidiyeti, düğünün yapıldığı yer ve tarafların delilleri birlikte değerlendirilerek belirlendiğinden, somut olay bakımından hukuki danışmanlık alınması hak kaybını önlemek açısından önemlidir.