Kişilik hakkının korunması

Gerçeğe aykırı ve kişinin şeref, itibar veya toplumdaki saygınlığını zedeleyen yayınlar kişilik hakkına saldırı oluşturabilir. Türk Medeni Kanunu m. 24 uyarınca:

Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

Somut olayın niteliğine göre saldırının durdurulması, devam eden içeriğin kaldırılması, hukuka aykırılığın tespiti, düzeltme yapılması veya mahkeme kararının üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması istenebilir. Bu imkanlar Türk Medeni Kanunu m. 25 kapsamında düzenlenmiştir.

Manevi tazminat talebi

Yayın nedeniyle kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zarar için tazminat talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca hakim, para ödenmesine karar verebileceği gibi saldırıyı kınayan bir karar verilmesine ve bu kararın yayımlanmasına da hükmedebilir. Tazminatın miktarı; yayının içeriği, yayılma biçimi, ulaştığı kişi sayısı, saldırının ağırlığı ve tarafların durumları gibi somut koşullara göre belirlenir.

Hakaret suçu bakımından

Yayın, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme içeriyorsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Türk Ceza Kanunu m. 125 şöyledir:

Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...)[58] veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Bununla birlikte, her gerçeğe aykırı haber otomatik olarak hakaret suçunu oluşturmaz. Ceza sorumluluğu için kullanılan ifadelerin içeriği, bağlamı ve kişiye yönelttiği isnadın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

5651 sayılı Kanun bakımından güncel durum

Eski bilgilere dayanılarak her olayda doğrudan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında başvuru yapılabileceği yönünde açıklamalarla karşılaşılabilir. Ancak 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 9 bakımından, Anayasa Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli iptal kararı nedeniyle ilgili hüküm uygulanmamaktadır. Bu nedenle güncel hukuki yollar, yalnızca eski “5651 m. 9 başvurusu” anlatımıyla sınırlı değildir.

Basın özgürlüğü ve kişilik hakkı dengesi

Basın ve ifade özgürlüğü de her olayda birlikte değerlendirilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/956, K. 2026/3932, T. 09.04.2026 kararında şu ölçütleri benimsemiştir:

basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayının haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayının hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı halinde mümkündür. Yapılan bir yayın bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır

Bu nedenle yayın metni, kullanılan başlık ve görseller, haberin doğruluğu, yayının ulaştığı kitle ve mevcut deliller birlikte incelenmelidir. Olayın niteliğine göre uygulanabilecek hukuki yolların belirlenmesi için bir avukattan somut değerlendirme alınması hak kaybı riskini azaltır.