Miras mallarının gizlenmesi

Mirasçılardan birinin terekeye ait taşınır, taşınmaz, banka hesabı, araç veya alacakları diğer mirasçılardan gizlemesi, terekenin eksik paylaşılması ve miras paylarının yanlış hesaplanması sonucunu doğurabilir. Ancak somut olayın özellikleri belirlenmeden, gizleme fiilinin kesin olarak belirli bir hukuki veya cezai sorumluluk doğurduğu söylenemez.

1. Terekenin tespiti ve korunması istenebilir.

Mirasbırakanın yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesinden, terekeye ait mal ve hakların tespiti, yazımı ve gerekli koruma önlemlerinin alınması istenebilir. Türk Medeni Kanunu m. 589 uyarınca sulh hakimi, tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesi için gerekli önlemleri alabilir. Bu kapsamda taşınır ve taşınmaz kayıtları, banka hesapları, araç kayıtları ve alacaklara ilişkin resmi kurum kayıtları araştırılabilir; gerekli hallerde malların mühürlenmesine veya resmen yönetilmesine karar verilebilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/2912, K. 2015/10217, T. 12.11.2015 kararında tereke tespitinin amacını şu şekilde açıklamıştır:

Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.

2. Her mirasçı tek başına başvurabilir.

Mirasçılardan biri, diğer mirasçıların onayını almadan terekenin korunmasını ve tespitini talep edebilir. Türk Medeni Kanunu m. 640 uyarınca her mirasçı, terekeye ait hakların korunmasını isteyebilir ve alınan koruma önlemlerinden tüm mirasçılar yararlanır.

Koruma amacıyla terekenin tespiti, mirasın kabulü veya reddi için tutulan resmi defterden farklıdır. Bu nedenle tereke tespiti talebi, Türk Medeni Kanunu m. 590/3 kapsamındaki bir aylık resmi defter süresiyle karıştırılmamalıdır. Tespit işlemi, tereke paylaşılmadığı ve işlem yapılması mümkün olduğu sürece istenebilir. Tespit kararı, malvarlığını kesin olarak belirli bir mirasçıya ait hale getirmez; paylaşım veya mülkiyet uyuşmazlığı ayrıca çözülebilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/527, K. 2018/5514, T. 11.09.2018 kararında şu sonuca ulaşmıştır:

koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır.

3. Bilgi verme yükümlülüğü vardır.

Tereke mallarını elinde bulunduran veya mirasbırakana borcu olan mirasçı, paylaşma sırasında bu mallar ve borçlar hakkında eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük Türk Medeni Kanunu m. 646 kapsamında özellikle gizlendiği ileri sürülen banka hesabı, araç, taşınmaz, alacak veya diğer malvarlığı unsurlarının paylaşım hesabına dahil edilmesini sağlar.

4. Tespit sonrasında paylaşım ve denkleştirme istenebilir.

Tereke unsurları belirlendikten sonra her mirasçı, Türk Medeni Kanunu m. 642 uyarınca mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Mallar mümkünse aynen paylaştırılır; bu mümkün değilse satış yoluna gidilebilir. Bir malın bir mirasçıya bırakılması halinde, diğer mirasçıların paylarının eksik kalmaması için değer farkı para ödenerek denkleştirme yapılabilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayda belgelerin, başvuru yollarının ve zamanaşımı veya sürelerin ayrıca incelenmesi gerekir.