Dolandırıcılığın unsurları ve ticari uyuşmazlıktan farkı

Ticari ilişkilerde güvenin kötüye kullanılması, aynı olay bakımından hem ceza hukuku hem de özel hukuk sonuçları doğurabilir. Dolandırıcılığın oluşması için hileli davranışlarla bir kişinin aldatılması, bu aldatma sonucunda mağdurun veya başka bir kişinin zarara uğraması ve failin kendisine ya da başkasına haksız yarar sağlaması gerekir. TCK m. 157 hükmü bu unsurları düzenlemektedir:

Dolandırıcılık Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası verilir.

Fiilin tacir, şirket yöneticisi veya şirket adına hareket eden kişi tarafından ticari faaliyet sırasında işlenmesi halinde nitelikli dolandırıcılık gündeme gelebilir. TCK m. 158 uyarınca bu durumda daha ağır yaptırım öngörülmektedir. Ancak yalnızca ticari bir uyuşmazlığın veya borcun ödenmemesinin bulunması, tek başına dolandırıcılık suçunun oluştuğu anlamına gelmez; hileli davranışın sözleşme kurulmadan önce veya işlem sırasında mevcut olması ve nedensellik bağının ortaya konulması gerekir.

Özel hukuk bakımından sonuçlar

Aldatma sonucunda kurulan sözleşmede mağdur, sözleşmeyle bağlı olmadığını ileri sürebilir. TBK m. 36 bu sonucu, aldatmanın sözleşme iradesini etkilemesi şartına bağlamakta ve esaslı yanılma bulunmasa dahi sözleşmeyle bağlı olmama imkanı tanımaktadır. Somut olayın özelliklerine göre sözleşmeden dönme, verilenlerin iadesi ve zararların giderilmesi de talep edilebilir.

Hileli davranış aynı zamanda haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık teşkil ediyorsa tazminat sorumluluğu doğar. TBK m. 49 uyarınca:

MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar gören, kural olarak zararını ve karşı tarafın kusurunu ispatlamalıdır. Sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarar bakımından TBK m. 112 uygulanabilir. Muaccel tazminat veya diğer para borçları yönünden temerrüt ve faiz başlangıcı ise TBK m. 117 kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Haksız rekabet boyutu

Aldatıcı reklam, satış yöntemi veya ticari açıklamalar, rakipler ya da tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkilediğinde haksız rekabet oluşturabilir. TTK m. 54 hükmüne göre:

MADDE 54- (1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.

Haksız rekabetten zarar görenler, fiilin haksız olduğunun tespitini, haksız rekabetin men’ini, ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini isteyebilir. Kusurun bulunması halinde maddi tazminat talebi de mümkündür. Bu başvuru yolları TTK m. 56 kapsamında düzenlenmiştir.

Haksız rekabetin cezai sonuçları

TTK m. 62, belirli haksız rekabet fiillerinin kasten işlenmesini, daha ağır bir suç oluşmadığı takdirde ve şikayet üzerine, hapis veya adli para cezası yaptırımına bağlamaktadır. Tüzel kişi faaliyeti içinde işlenen fiiller bakımından ceza sorumluluğu fiili gerçekleştiren veya gerçekleştirilmesine ilişkin sorumluluğu bulunan gerçek kişilere yönelir. Tüzel kişi hakkında ise TTK m. 63 uyarınca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir.

Başvuru ve delillendirme

Sözleşmeler, teklif ve sipariş kayıtları, elektronik yazışmalar, banka hareketleri, ticari defter ve kayıtlar, teslim belgeleri ve yanıltıcı tanıtım materyalleri olayın aydınlatılmasında önem taşır. Ceza soruşturması ile sözleşmenin geçersizliği, iade ve tazminat taleplerine ilişkin hukuk başvuruları hukuki nitelik bakımından birbirinden bağımsızdır. Bununla birlikte aynı olay ve deliller her iki süreçte de önem taşıyabileceğinden, başvuru yollarının somut olayın özelliklerine göre birlikte ve koordineli biçimde yürütülmesi mümkündür.