Veresiye satışın hukuki niteliği

Veresiye satış, mal veya hizmet bedelinin teslim anında değil, kararlaştırılan vadede ödenmesi esasına dayanır. Ticari işletmeler arasındaki bu tür satışlardan doğan uyuşmazlıklar, tarafların ticari işletmeleriyle ilgili oldukları ölçüde ticari iş niteliği taşır (TTK m. 4). Satış ilişkisinin kapsamı, faturanın düzenlenmesi ve tarafların tacir sıfatı bakımından TTK m. 21 ile ticari satışlara ilişkin TTK m. 23 hükümleri önem taşır.

Alacağın Belgelendirilmesi

Fatura, satış bedelini ve ticari ilişkinin varlığını gösteren temel belgelerden biridir. Faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmezse fatura içeriğini kabul etmiş sayılabilir (TTK m. 21). Ancak fatura, her durumda malın teslim edildiğini tek başına kanıtlamaz. Bu nedenle imzalı teslim belgesi, irsaliye, sipariş formu, cari hesap ekstresi, banka kayıtları, yazışmalar ve ticari defterler birlikte korunmalıdır.

Ticari defter kayıtları, taraflar arasındaki hesap hareketlerini ve yapılan tahsilatları ortaya koyabilir. Mahkeme, ticari uyuşmazlıklarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına karar verebilir (TTK m. 83). Bununla birlikte, yalnızca alacaklının kendi defter kayıtlarına dayanılması yerine teslimi ve borç bakiyesini gösteren diğer belgelerin de dosyaya sunulması ispat gücünü artırır.

Vade ve Temerrüt

Ödeme günü sözleşmede açıkça belirlenmişse borç, vadenin sonunda muaccel olur. Borçlu, vade tarihinde ödeme yapmadığında temerrüde düşer. Ödeme günü belirlenmemişse genel kural olarak muaccel borç için alacaklının ihtarı gerekir (TBK m. 117).

Bununla birlikte ticari işletmeler arasında mal veya hizmet tedarikinde özel bir düzenleme bulunmaktadır. Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse, faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasından itibaren otuz günün sonunda borçlu ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşebilir ve alacaklı faiz talep edebilir (TTK m. 1530/4). Bu özel düzenlemenin uygulanabilmesi için mal veya hizmetin tedarik edilmiş ve alacağın ödeme koşullarının somut biçimde belirlenebilir olması gerekir.

İlamsız İcra Takibi ve İtirazın İptali

Vadesi gelen alacak ödenmezse alacaklı, fatura, cari hesap ve teslim belgelerine dayanarak ilamsız icra takibi başlatabilir. Borçlunun süresi içinde itiraz etmesi halinde takip durur. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir (İİK m. 67). Bu davada alacaklı; satış ilişkisini, mal veya hizmetin teslimini, alacağın miktarını ve varsa temerrüt tarihini ispatlamalıdır.

Borçlunun itirazının haksız olduğuna karar verilmesi ve diğer yasal şartların gerçekleşmesi halinde, talep üzerine asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilebilir (İİK m. 67). Bu nedenle alacağın miktarının belirli, hesaplanabilir ve belgelerle desteklenmiş olması takip ve dava aşamasında önem taşır.

Uygulamada Alınması Gereken Önlemler

Ticari işletmeler; yazılı sipariş veya sözleşme düzenlemeli, açık bir vade belirlemeli, teslimi imzalı belge veya irsaliye ile kayıt altına almalı ve faturanın tebliğ edildiğini ispatlayabilecek yöntemler kullanmalıdır. Cari hesap mutabakatları, banka tahsilat kayıtları ve ödeme takvimi düzenli tutulmalıdır. İhtarlar, fatura tebliğleri ve icra takip belgeleri tarih sırasına göre aynı dosyada saklanmalıdır.

Sonuç

Veresiye alacağın tahsilinde yalnızca faturaya güvenmek yerine satış, teslim, vade ve ödeme süreçlerinin tamamını gösteren belgeler birlikte muhafaza edilmelidir. Düzenli kayıt sistemi, alacağın ilamsız icra takibinde ve itirazın iptali davasında daha kolay ispat edilmesini sağlar.