Hekimin özen yükümlülüğü ve sorumluluk

Türk Borçlar Kanunu m. 49 uyarınca:

Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Bu kapsamda hekimin, hastanın şikayetlerini zamanında değerlendirmesi, gerekli muayene ve tetkikleri yapması, teşhis ihtimallerini araştırması ve uygun tedaviyi gecikmeden uygulaması beklenir. Gerekli tetkiklerin yapılmaması veya tedavinin gecikmesi hastanın durumunu ağırlaştırmışsa sorumluluk gündeme gelebilir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/26796, K. 2019/10302, T. 22.10.2019 kararında şu ifadeye yer vermiştir:

Doktor, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip, uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri gözönünde tutulmalı, onun risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalı, en emin yol seçilmelidir.

Kusur ve illiyet bağı, uzmanlık gerektiren tıbbi inceleme sonucunda, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlenir.

Talep edilebilecek tazminatlar

Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle oluşan zararlar istenebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 54 bu zarar kalemlerini düzenlemektedir. Yaşanan olayın kişinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünü ve kişilik haklarını ihlal etmesi halinde manevi tazminat da talep edilebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 58 hükmüne göre:

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Özel ve kamu hastaneleri bakımından fark

Özel hastanelerdeki tıbbi uygulama hatalarından kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak adli yargıda görülür. Kamu hastanelerinde ise sağlık hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen zararlar bakımından idari yargıda tam yargı davası açılır. İdari eylemden doğan zararlar için, dava açmadan önce ilgili idareye başvuru şartı bulunmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 uyarınca bu başvuru, eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır.

Deliller ve uzman incelemesi

Hasta dosyası, tetkik ve görüntüleme sonuçları, reçeteler, faturalar, epikrizler, sağlık kurulu raporları ve tanık anlatımları davanın ispatında önem taşır. Bununla birlikte her olayın tıbbi özellikleri farklı olduğundan, teşhis ve tedavi sürecinin uzman bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmesi gerekir. Tazminat sorumluluğu, somut olayda kusur, zarar ve illiyet bağının birlikte ortaya konulmasına bağlıdır.