Boşanmada aldatma, hukuki olarak çoğunlukla zina kapsamında değerlendirilir. Türk Medeni Kanunu m. 161 uyarınca zina, özel ve mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Anılan hüküm şöyledir:

Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Hangi deliller kullanılabilir?

Zina olgusunun ispatı yalnızca doğrudan elde edilmiş bir delile bağlı değildir. Mesajlaşmalar, fotoğraflar, arama ve görüşme kayıtları, güvenlik kayıtları, sosyal medya paylaşımları, tanık anlatımları ve eşin üçüncü kişiyle birlikte yaşadığını gösteren diğer somut olgular, olayın bütünlüğü içinde değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/6178, K. 2022/9323, T. 15.11.2022 kararında şu değerlendirmeyi yapmıştır:

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden dava dışı...'un kadının evde olmadığı zamanlarda sitede bulunan müşterek konuta adına kayıtlı olduğu tespit edilen araçla gelmesi ve site güvenlik defterine ismini... olarak bildirmesi, mahrem sayılacak mesana patoloji raporunu erkekle paylaşması, erkekle mektuplaşmaları, beraber şarkı söyleyerek kayıt yapmaları ve bunu sosyal ağlar üzerinden paylaşmaları ve erkekle beraber erkeğin Malatya'da aile ziyaretinde çekilmiş fotoğrafları ve yine 07.12.2016-01.06.2017 tarihleri arasında erkekle arasında gece geç saatleri de kapsayan görüşme kayıtları, erkekle...’ın eşi arasında geçen yazışmaların tümü zinaya delalet eder.

Bu nedenle tek bir mesaj veya tek bir fotoğraf yerine, delillerin birbirini destekleyen bir bütün oluşturması önemlidir. Delillerin tarih sırasına konulması ve her bir delilin hangi olguyu gösterdiğinin açıklanması, ispat gücünü artırır.

Şüphe yeterli midir?

Sadece şüphe, kıskançlık veya sadakatsizlik izlenimi zina nedeniyle boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Cinsel ilişkinin gerçekleştiği, kesin veya güçlü karinelerle ortaya konulmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6654, K. 2024/8505, T. 07.11.2024 kararında şu ölçütü benimsemiştir:

Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karinelerle kanıtlanmış olmasıdır.

Deliller hukuka uygun yollarla elde edilmelidir. Kişisel telefon hesabına veya elektronik cihazlara izinsiz girmek, özel yazışmaları hukuka aykırı şekilde ele geçirmek ya da gizli kayıt almak ayrıca hukuki ve cezai risk doğurabilir.

Sonuç olarak zina iddiasında dava süresi ve af etkisi kadar, delillerin hukuka uygunluğu ve birlikte değerlendirilmesi de önem taşır. İddia, kronolojik, somut ve birbirini tamamlayan delillerle ortaya konulmalıdır.

Av. Samet ULUMAN