Mal devri ve tarafların gerçek iradesi
Sağ kalan anne veya baba, malvarlığı üzerinde sağlığında tasarrufta bulunabilir ve malını çocuklarından birine devredebilir. Ancak yapılan işlem, tarafların gerçek iradesine uygun olmalı; taşınmaz devrini amaçlayan sözleşmeler ise resmi şekilde düzenlenmelidir. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır (TMK m. 706). Sözleşmenin adı değil, tarafların gerçek ve ortak iradesi belirleyicidir. TBK m. 19 hükmü şöyledir:
Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.
Bağış, satış ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi
Gerçekten bir bedel ödenmişse satış sözleşmesinden söz edilebilir. Bedel ödenmemiş ve amaç çocuğa karşılıksız kazandırma yapmaksa işlem bağış niteliğindedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise çocuk, anne veya babayı ölünceye kadar bakıp gözetmeyi; anne veya baba da bir malvarlığını veya malvarlığı değerini devretmeyi üstlenir (TBK m. 611). Bu sözleşmede bakım borcunun kapsamı ve fiilen yerine getirilip getirilmediği önem taşır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, gerçek bir bakım sözleşmesinden söz edilebilmesi için yaşlı kişinin normal evlat ilgisinin ötesinde özel bir bakıma muhtaç olup olmadığının ve devralanın somut bakım edimlerini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1227, K. 2021/745, T. 10.06.2021 kararında şu ifadeye yer vermiştir:
Muris muvazaasında, mirasbırakan ile sözleşmenin karşı tarafı, aralarında yaptıkları bağış sözleşmesini genellikle satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile gizlemektedirler.
Saklı pay ve tenkis
Altsoy bakımından saklı pay, yasal miras payının yarısıdır (TMK m. 506). Anne veya baba, tasarruf edebileceği kısım üzerinde serbestçe işlem yapabilir; ancak yaptığı kazandırma diğer mirasçıların saklı paylarını zedeliyorsa tenkis gündeme gelebilir. Saklı payının karşılığını alamayan mirasçı, tasarruf edilebilir kısmı aşan tasarrufların tenkisini dava edebilir (TMK m. 560).
Özellikle karşılıksız bağışlar, miras haklarını ölümden önce tasfiye amacı taşıyan kazandırmalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı açıkça bulunan kazandırmalar tenkise tabi olabilir (TMK m. 565). Tenkis davası açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde mirasın açılmasından itibaren on yıl içinde kullanılmalıdır; tenkis iddiası def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir (TMK m. 571).
Muris muvazaası
Tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gösterilmesine rağmen gerçek irade bağış yapmak ve diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmaksa muris muvazaası gündeme gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1225, K. 2019/326, T. 21.03.2019 kararında muris muvazaasını şu şekilde açıklamıştır:
Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu tür uyuşmazlıklarda tek başına yaşlılık veya satış bedelinin düşük gösterilmesi yeterli değildir. Mirasbırakanın makul bir satış nedeni bulunup bulunmadığı, alıcının alım gücü, satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark, mirasbırakanın ekonomik durumu, taraflar arasındaki ilişki, bakım ihtiyacının bulunup bulunmadığı ve diğer mirasçılara da dengeli bir pay verilip verilmediği birlikte değerlendirilir. Mirasbırakanın mallarını makul ve dengeli biçimde mirasçıları arasında paylaştırması halinde muris muvazaası iddiasının dayanağı zayıflar.
Ayırt etme gücü
Yaşlılık tek başına ehliyetsizlik anlamına gelmez. Ancak işlem tarihinde kişinin ayırt etme gücü bulunmuyorsa, kanunda öngörülen istisnalar saklı kalmak üzere yaptığı işlem hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Bu değerlendirme işlem tarihine göre yapılır; sağlık kayıtları, hastane belgeleri, reçeteler, tanık anlatımları ve gerektiğinde uzman raporları incelenir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/11334, K. 2018/10582, T. 24.05.2018 kararında, ehliyetsizlik iddiasının tüm tıbbi ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek araştırılması gerektiğini kabul etmiştir.
Sonuç
Bir malın çocuğa devrinden önce işlemin gerçek niteliği belirlenmeli; bağımsız hukuki danışmanlık alınmalı, taşınmazın gerçek bedeli ve varsa bakım edimleri belgelenmeli, tüm mirasçıların durumu ile saklı pay riski hesaplanmalıdır. Bu hazırlık, hem anne veya babanın iradesinin korunmasını hem de ileride satış, bağış, tenkis, muris muvazaası veya ehliyetsizlik iddialarıyla ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesini sağlar.